Bursiyerler
İrem Ertürk (École des Hautes Études en Sciences Sociales (EHESS))
“Ali Suavi’yi Yeniden Okumak”

Türk-Osmanlı tarih yazımında modern reformların öncüleri olarak genellikle Jön Türklere (1889) birincil önem atfedilirken, Genç Osmanlıların (1865) katkıları çoğu zaman ihmal edilmektedir. Oysa 19. yüzyılda yeni bir Osmanlı aydın tipi olarak ortaya çıkan Genç Osmanlılar, kendi dönemlerinin siyasi, sosyal ve kültürel tartışmalarını şekillendirmede önemli bir rol oynamışlardır. Çoğunluğunu Osmanlı bürokratları ve memurlarının oluşturduğu bu grup, kendilerini İmparatorluğu korumaya kararlı vatansever reformcular olarak görmekteydi. Namık Kemal’in daveti üzerine gruba katılan Ali Suavi, gençliğinde bir ulema ve müderris olarak çeşitli devlet hizmetlerinde bulunmuş, daha sonra ise bağımsız gazetelerde editörlük ve yazarlık yapmıştır. Sivri dili ve Tanzimat dönemi hükümet politikalarına yönelik açık eleştirileri nedeniyle Ali Suavi, Avrupa’da on yıl süren bir sürgün hayatı yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Bu süreçte Suavi, yoğun okumalar yapmış, dönemin önde gelen İngiliz siyasi figürlerinden David Urquhart gibi isimlerle tanışmış, seyahat etmiş ve düşünsel anlamda gelişim göstermiştir. Türk tarih yazımında Suavi sıklıkla bir “İslamcı” olarak sınıflandırılsa da, bu araştırma onun bugünkü anlamıyla bir İslamcı olmaktan ziyade, dini değerlerini dönemin sosyo-politik gerçeklerine uyarlamaya çalışan bir reformcu olduğunu öne sürmektedir. Suavi’nin yazıları incelendiğinde, son derece zeki bir entelektüel olduğu ve kapsamlı bir dini eğitim aldığı açıkça görülmektedir. Sahip olduğu islami bilgi birikimi, İstanbul’daki camilerde vaazlar vermesini ve özellikle derin hadis bilgisiyle hem halktan hem de saray çevresinden büyük ilgi görmesini sağlamıştır. Daha sonra gazetecilik kariyerinde kaleme aldığı yazılarında Suavi, reformları çağının toplumsal değerleri ve entelektüel akımları çerçevesinde ele almıştır. Bu araştırma projesi, Suavi’nin yazılarını bağlamsal bir analizle değerlendirerek, onun reformlarla olan eleştirel ilişkisi sayesinde sonraki reformist hareketleri etkileyen kalıcı bir siyasi miras bıraktığını öne sürmektedir.
Matthieu Gosse (Université Paris Gustave Eiffel, Paris)
Diyarbakır ve Mamuret-ul Aziz’de Yabancı Misyonerler ve Konsoloslar: Yerel ve İmparatorluk Güç Ağları, Yereldeki Politikalar ve Patronaj İlişkileri (1870’ler–1914)

Bu çalışma, Osmanlı döneminin sonlarında Diyarbekir ve Mamuret-ul Aziz / Harput gibi taşra şehirlerinde Batılı yabancı aktörlerin — özellikle misyonerler ve konsolosların — üstlendikleri sosyal ve siyasal rolleri incelemektedir. Liman şehirleri ve bu şehirlerdeki Levanten nüfuslar akademik çalışmalarda geniş yer bulmuş olsa da Osmanlı Doğusu’nun çok dinli ve çok etnisiteli kentsel yapıları görece az araştırılmıştır.
Çoğunluğu Fransa, Türkiye, Vatikan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden temin edilen çeşitli arşiv kaynaklarına dayanan araştırma, 1870’lerden 1914’e kadar Katolik (Kapusenler, Fransisken rahibeler) ve Protestan (ABCFM) misyonerlerin ve Fransız, İngiliz ve Amerikan konsolosluk temsilcilerinin bölgedeki faaliyetlerini ve yerel yapılarla bütünleşme süreçlerini ele almaktadır. Çoğu zaman kenarda duran gözlemciler olarak değerlendirilseler de bu aktörler yerel patronaj ağlarında ve yereldeki politikalarda aktif bir şekilde yer almakta; konsolosluk koruması, eğitim, hayır kurumları ve dinsel örgütlenme gibi çeşitli araçlar üzerinden etki alanlarını genişletmek için birbirleriyle ve yerel güç odaklarıyla rekabet etmişlerdir.
Dini ve kültürel konularının ötesine geçerek, bu araştırma, Batılı güçler için ekonomik açıdan ikincil görülen bölgelerde Batı’nın gayri resmî emperyalizm biçimlerini yeniden değerlendirmektedir. Yabancı aktörlerin hem imparatorluklar arası yapılarda hem de yerel sosyo-politik bağlamlarda aracılık ve güç aktarma rolleri öne çıkarılmaktadır. Yabancı varlığın mekânsal dağılımı, GIS tabanlı haritalama çalışmaları ve bölgede yürütülen saha araştırmalarıyla detaylandırılmaktadır.
Mikrotarihsel yöntemlerle imparatorluklar arası ağların bir araya getirildiği bu çalışma, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Doğusu’nda toplumsal dönüşüm, topluluklar arası ilişkiler ve yerel aktörler ile yabancı nüfuzu arasındaki karmaşık etkileşime yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
